Siyah-Beyaz Bir Tutku
Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1903 yılında kurulmuş, Türkiye’nin en köklü ve en büyük spor kulüplerinden biridir. Siyah-beyaz renklere olan bağlılığımız, sadece bir forma değil, bir yaşam biçimidir.
Beşiktaş’ın temeli atıldı.
Türkiye’de profesyonel ligin ilk şampiyonu.
Türkiye’nin en başarılı kulüplerinden.
Avrupa’da elde edilen en büyük başarı.
Avrupa’da gurur verici namağlup grup performansı.
Ligde namağlup şampiyon olarak tarihe geçtik.
Birçok kez kupa müzemize getirdiğimiz zaferler.
Dünyanın en tutkulu taraftarlarından “Kara Kartallar”.
Metin Tekin, sürati, tekniği ve o dönem çok popüler olan uzun sarı saçları nedeniyle "Sarı Fırtına" lakabıyla anılırdı. Sağ kanatta topla buluştuğunda attığı deparlar ve yaptığı ortalar rakiplerin korkulu rüyasıydı.
Feyyaz Uçar, sadece bir forvet değil, adeta bir gol makinesiydi. Beşiktaş formasıyla ligde attığı 170 golle, kulüp tarihinin Süper Lig'de en çok gol atan oyuncusu ünvanını hala elinde bulunduruyor. Ceza sahası içinde topla buluştuğunda soğukkanlılığı ve bitiriciliğiyle tanınırdı.
Beşiktaş ruhu, Rıza’nın bitmek bilmeyen enerjisinde ve armaya olan sonsuz sadakatinde saklıdır.
Gomez’i "kaliteli" yapan şey sadece gol atması değil, ceza sahası içindeki pozisyon alma ustalığıydı. 2015-2016 model Beşiktaş’ın en uçtaki bitiricisi olarak, sistemin kusursuz çalışmasını sağlayan son parçaydı.
Quaresma denince akla gelen ilk şey, fizik kurallarına meydan okuyan Trivela vuruşlarıdır. Ayağının dışıyla topa verdiği o kavis, dünyada onunla özdeşleşmiştir. Sadece gol atmakla kalmaz, aynı zamanda ayaklarını birbirine dolayarak yaptığı Rabona ortalarıyla da futbolu bir görsel şölene dönüştürür.
Atiba’ya neden "Ahtapot" dendiğini anlamak için bir maçını izlemek yeterliydi. Uzun bacaklarıyla sahanın her yerindeydi; topun olduğu her noktadan sanki bir kolu uzanır ve o topu sessizce çekip alırdı. Rakip atağı keserken gösterdiği bu sakin ama etkili müdahale stili ona bu unvanı kazandırdı.
Necip’i diğerlerinden ayıran en büyük özellik, "Beşiktaş nerede ihtiyaç duyarsa Necip oradadır"
Süleyman Seba için Beşiktaş bir rant kapısı değil, bir kutsaldı. Ceketinin önünü iliklemeden kulüpten içeri girmez, her kuruşun hesabını titizlikle yapardı.